Kaat'ı Sanatı ve Tarihçesi

           Kat'ı Sanatı ile ilgili doyurucu sayı ve nitelikte kaynak maalesef yoktur. Sanat tarihçisi Celal Arseven, Filiz Çağman, Kemal Çığ, Günsel Renda vs. dışında 19. yüzyılda kaybolan sanatı, tekrar ülkemize kazandıran Ord. Prof.Dr. Süheyl Ünver diyebiliriz. Kendisi özellikle kaybolan Kat'ı sanatını ülkemizde ve yurtdışında araştırmış, Kat'ı yapmayı öğrenmiş ve açtığı kurslarla sanatı bugünlere taşıyan öğrenciler yetiştirmiştir. Bunlardan biri olan “Gülbün Mesara” nın yazdığı “Türk Sanatında İnce Kâğıt Oymacılığı (Kat'ı)” adlı kitabı bugün Türk Kat'ı Sanatı hakkında bilgi aktaran tek kitaptır. Bu kaynağa internet aracılığı ile ulaşılabilir. Bu nedenle bu kitabın kapsadığı alanları çok kısa geçip özellikle “Üç Boyutlu Kat'ı Sanatı” tarihini ve günümüzdeki durumunu da geniş (yine de özet sayılır) anlatmaya çalışacağım.

            Klasik Kat'ı 'yı kısaca anlatacak olursak “Kâğıt ve deriden oyma ve kesme yöntemleriyle yapılan süsleme sanatı ve elde edilen eserlere Osmanlıca sözlükte “Kat'ı” adı verilmektedir.

            Celal Arseven 1947 yılında çıkardığı eseri “Sanat Ansiklopedisi” nde “Kat'ı bir kâğıt veya deri üzerindeki yazı veya motifleri keskin bıçaklarla kesip çıkartarak, içi oyulmuş parçayı ve içinden çıkartılan parçayı ayrı ayrı başka bir kâğıt, deri veya cam üzerine yapıştırmak suretiyle meydana getirilen işler” diye tarif etmiştir.

Klasik Kaatı Sanatı Örneği

Klasik Kaatı Sanatı Örneği

Çin'de Kat'ı Sanatı

            Önce, bu sanatın kaynağı Çin'den kısaca bahsedelim. Üç Boyutlu Kat'ı öncesi, klasik ince kâğıt oymacılığı olarak da adlandırılan bu sanatın Çin' deki gelişimini anlatan kaynaklardan biri olan “Historical Wonders of Sanxingdul” adlı kaynakta verilen bilgilere göre, Çin halkı, camın bulunmadığı, bulunduğu tarihlerde de halkın alamayacağı kadar pahalı olduğu tarihlerde, pencereler, kapılar ve onların ev yapım tekniklerinde uygulanan oda bölmelerinde ki geniş alanlar değişik malzemeler ve daha sonraki tarihlerde oyma kâğıt süslemelerle kaplamışlar ve bu alanlara estetik bir hal kazandırmışlardır. Zamanla bir sanat haline gelecek bu ince oymacılık günümüze ve değişik yollarla tüm dünyaya yayılmıştır. Her ülke kendi kültürüne göre bu sanatı yorumlamış, ancak genelde bir şekilde işin ruhuna sadık kalınmıştır.

            Çin'de bu sanat, halkın ulaşabileceği, öğüne ait makas ve yapıştırıcılarla yapılabilen, dolayısıyla Çin' de ve yayıldığı her ülkede herkesin olanaklarının yetebileceği, ulaşılabilen bir sanattır ve bu nedenle çok sevilmiştir.

            Özellikle “Han Hanedanlığı” (?yüzyıl) zamanında çok gelişen bu sanat, genç kızlar ve kadınlar arasında çok yayılmıştır. Deriden oymaları, çantaları ve ayakkabıları süslemek için kullandılar. Zamanla düğünlerde, doğum günlerinde verilen değerli hediyeler arasında yer aldı.

Çin Kaatı Sanatı ÖrneğiÇin Kaatı Sanatı Örneği 2Çin Kaatı Sanatı Örneği 3

Çin Kaatı Sanatı Örneği 1Çin Kaatı Sanatı Örneği 2Çin Kaatı Sanatı Örneği 3

            Damat ailesi geline, kırmızı kâğıttan kesilip oyularak yapılan Kat'ı eseri bir tabağa yapıştırılarak düğün hediyesi olarak verirlerdi. (Bu geleneğin Avrupa ülkeleri ve ekkaflerde ne kadar önemli olduğunu göreceğiz).

            Çin'de bahar festivali, kendi takvimlerine göre önemli günlerde yapılan eğlence ve festivallerde ortam düzenlemelerinde Kat'ı süslemeler çok önemli olmuşlardır.

            Kat'ı eserlerde, folklorik desenler, tarihi kahramanlar, her türlü hayvanlar, özellikle Çin'de kültürel önemi olan maymun ve çok zengin çeşitte başka figürler usta sanatçılar tarafından deriden, kâğıttan oyularak sergilenmektedir.

            Buna rağmen 20. yüzyılda yaşanan savaşlar ve feodal köklerden arınmak adına yapılan “Kültür Devrimi” döneminde reddedilen geleneklerden biri olan Kat'ı Sanatı da yok olmaya yüz tutmuş ve sanatçılar neredeyse tamamen kaybolmuşlardır.

            China Daily 19 Ocak 2004 sayısı Xinhua Haber Ajansı 17 Haziran 2004 tarihli yayınlardan edindiğimiz bilgilere göre 1980 li yıllarda bu sanatın tekrar canlanması ve halka maledilmesi amacıyla çeşitli organizasyonlar yapılmaya başlanmıştır. Kalan eski sanatçılar öğrenci yetiştirmeleri için bulunmuştur. Birçok şehir ve kasabada kurslar ve çalışma grupları oluşturulmuş, zamanla binlerce sanatçı yetiştirilerek üretime katılmaları başarılmıştır.

            Örneğin, Kuzey Çin'in Shanxi eyaletinde birçok kent ve kasabada Kat'ı merkezlerinde binlerce sanatçı çalışmaktadır. Bu merkezlerden bazıları Avrupa, A.B.D. Ve Güneydoğu Asya ülkelerine yılda bir milyon eser satabilmektedirler.

Hindistan'da Kat'ı

            Kâğıt ve deri oyma sanatının Hindistan'a Çin'den geldiği tartışılmıyor. Sanjih /Rangoli el sanatları adlı sitede Hintlilerin bu sanatla 600 Yıl önce tanıştığı anlatılıyor. Bu tarih Kat'ı nın Anadolu ya ulaştığı zamana neredeyse denktir.

            Sanjih, Lord Krishna için yapılan ibadetlerde kullanılan törensel bir sanattır. Krishna'nın yaşamıyla ilgili anlatılanların canlandırılması, yapılan eserlerin hediye olarak verilmesi bir gelenek haline gelmiştir. Yüzyıllardır devam etmesine rağmen bu sanat Hindistan'da çok yaygın değildir.

            Hindu tapınaklar ve evlerde yapılan sanat raga takvimine göre yılın belli dönemlerindeki festivallerde Kat'ı süslemeler çok yaygın kullanılmaktadır. Bu süslemeler rahipler tarafından her gün değiştirilir, yenileri asılır. Hindistan'da bu sanat erkekler tarafından yapılır. Törenlerde rahipler her seferinde bu sanatı öğrenmelerine vesile olduğu için Şiva'ya dua ederler.

            Hindistan'da Kat'ı sanatı uygulamaları hep Hinduizm felsefesine uygun temalarla yapılmaktadır.

Çin Kaatı Sanatı ÖrneğiHindistan Kaatı Sanatı Örneği 2Çin Kaatı Sanatı Örneği 3

Hind Kaatı Sanatı Örneği 1Hind Kaatı Sanatı Örneği 2Hind Kaatı Sanatı Örneği 3

            Orada da kaybolmaya yüz tutan bir sanat haline gelmiş ve tekrar canlanması ve sanatçılar yetişmesi için kaynak ayrılmış, üretim ve satış için organizasyon ve destekler ayrılmıştır.

Yahudi Dünyasında Kat'ı Sanatı

Çin Kaatı Sanatı ÖrneğiYahudi Kaatı Sanatı Örneği 2

 

 

 

 

 

Yahudi Kaatı Sanatı Örn.1Yahudi Kaatı Sanatı Örn.2

            Kat'ı sanatları hakkında derli toplu bilgiye ulaşabildiğimiz Osmanlı İmparatorluğundan sonra ikinci ulus Yahudi dünyasıdır. Bu bölümde kısaltarak yazacaklarımız 50 yılı aşkın süre Yahudi kültür ve sanatını araştıran etnolog Dr Giza Fraukel'den alınmıştır.

            Kâğıt kesme sanatı 2. yüzyılda Çin'de başladı. Çin'den yayılan bu sanat formu İran, Kuzey Afrika, Türkiye, doğu ve orta Avrupa'ya yayılmıştır. Yahudi tarihinde belirsizlikler olsa da Osmanlı paşalarıyla yakın ilişkileri olan Yahudi tüccarlar ve diğerleri vasıtasıyla Yahudi dünyasına ulaşmıştır

            17.ve 18. yüzyılda Askenaz ve Seferad halkları arasında çok yayıldı. Kullanılan malzemeler ucuz olduğu için yoksul halk arasında da uygulandı. Yön gösterici olarak uygun duvarlara asılırdı. Genellikle dini motifler, dualar, nazar önleyici, ölenler anısına oluşturulan takvimler gibi.

            Geleneksel Yahudi Kat'ı sanatında; kuşlar, aslanlar, ceylanlar, diğer hayvanlar, yıldızlar vs. semboller de kullanılmaktadır. Tapınak süslemeleri, kaligrafik yazılar insan ve yaşam tasvirleri de kullanılır.

            Düğünlerde evlilik sözleşmesi olarak mutlaka, konuyla ilgili tasarlanmış bir Kat'ı eseri verilmesi gibi çok önemli bir uygulama gelenekselleşmiştir.

            19. yüzyılda Kuzey Afrika, Doğu Avrupa ve Rusya'da Yahudiler arasında gelişmeye devam etmiştir. Ancak 20. yüzyılda dünya savaşları sırasında Yahudilere uygulanan soykırımlar sonucunca bu sanat ve uygulayıcıları neredeyse yok olmuşlardır.

            Son elli yılda, araştırmacıların çalışmaları sonucu Kat'ı sanatının tekrar canlandırılması, desteklenerek topluma kazandırılması sağlanmıştır.

            Çin'den yola çıkarak bir koldan Hindistan'a ulaşan, ancak dünyaya ulaşmasını sağlayan kapı Çin'den Orta Asya Türklerine, İran, Afganistan Timurlu Devleti, Memluk Türk Devleti, Selçuklu Beylikleri ve nihayet Osmanlı İmparatorluğuna ulaşmasıyla açılmıştır.

            1500'lü yıllarda, tarihinde hiç olmadığı kadar güzel eserler ve üç boyutlu Kat'ı lar görülmeye başlamıştır. Bu tarihten itibaren sanat, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerine de ulaşmıştır. Sonraki yüzyıllarda da yeni kıtaların keşfi ve orada yeni ülkelerin oluşmasıyla buralara göçen insanların beraberlerinde götürdükleri birçok kültür gibi bu sanatta yeni ülkelere taşınmıştır. Bu taşınmaya tartışmasız bir şekilde Avrupa ülkelerine komşu Osmanlı İmparatorluğunda yaşayan sanatçılar vasıtasıyla olmuştur. Bunun açıklamasını yeri geldiği zaman yapacağız.

            Çin'den, Hindistan'dan vs. çok kısa süre bahsettikten sonra tekrar başa dönüp sanatın Çin'den sonra ulaştığı Türklerle ilişkisine ve sonrasına dönelim.

            “Deri Oymacılığı” ile elde edilen eserler 6. ve 10. yüzyıllar arasında “Kopt” kitap kapakları ile 8. ve 9. yüzyıllarda Uygur Türkleri sanatında görülmektedir. Biraz önce bahsettiğimiz gibi bu sanat Orta Asya ve Mezopotamya, Anadolu gibi Türk varlığının olduğu bölgelere ulaşmıştır. Bu sanatı islamiyetle tanıştıran Türklerdir. İslami kitapları süsleme sanatı olarak kullanılmıştır. 13. ve 14. yüzyıllarda Memluk Türk Devletinde görülmüş, 14. ve 15. yüzyıllarda deri oymacılığı yanında kağıt oymacılığı da yapılmaya başlanmıştır.(Celal Arseven, 1947, Sanat Tarihi).

            Afganistan'da hüküm süren Timurlu Hükümdarı “Baykara” nın desteklediği, 15. yüzyılda yaşayan “Abdullah Kaat'ı” nın bu sanatta zamanın en önemli sanatçısı olduğu bilinmektedir. Sanatçının hazırladığı “Hüseyin Baykara” divanında bulunan ince yazı oymaları, doğadan esinlendiği tasvirler Topkapı Sarayı müzesinde saklanmaktadır.

            Abdullah Kaat'ı hakkında bilgi veren tarihçi “Mustafa Ali” çok önemli başka sanatçılardan da bahsetmektedir. Şeyh Muhammed Dost, Mevlana Muhammet Bakır gibi sanatçılar da çok ustadırlar.( Gülbün Mesara 1991 Türk sanatında Kâğıt oymacılığı ).

            Kâğıt oyma ve üç boyutlu Kat'ı resim yapma sanatının Osmanlılarda görülen ilk örnekleri 15. yüzyıl sonları ve 16. yüzyıl başlarıdır. Aşık Çelebi, dönemin şair ve sanatçılarının hayatlarını anlattığı “Meşairu's Şuara” adlı eserinde, Fatih Sultan Mehmet devrinin sonlarında tanınmaya başlayan, Sultan II. Beyazıt ile I.Selim zamanında ve özellikle Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri Damat İbrahim Paşa'nın çok desteklediği Kat'ı ve üç boyutlu Kat'ı yapma ustası Efşancı Mehmed'in bu dönemin en önemli sanatçısı olduğundan bahseder. Çok seçkin eserler vermiştir. Bunlardan bir tanesi 9x20 cm ölçülerinde üç boyutlu bir bahçe manzarasıdır. (Filiz Çağman, Alıntı Nurhan Atasoy- Hasbahçe).

Kaatı Sanatı Örneği 1Kaatı Sanatı Örneği 2

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 1Kaatı Sanatı Örneği 2

            Bu eser, ilkbahara adanmış şiirlerle çevrili boyanmış renkli kâğıtlardan kesilip, birbirlerinin üzerine uygun şekilllerde yapıştırılarak yapılan bir kaat'ı bahçesi tasviridir. Efşancı Mehmed 1534 yılında öldüğüne göre eserin bu yüzyılın başlarında yapıldığı anlaşılmaktadır.

            16. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul ve Bursa'yı ziyaret eden “Nemçe Krallığı” elçilerinden “Lubenau” nun bir “Efşan” ustası (farsçada Kat'ı ustası) ile ilgili yazdıkları ilginçtir. “Şehirde ona ne getirirseniz getirin tüm bitki, ot ve çiçekleri, menekşe, gül ve laleleri, yarı bükülmüş yaprak, sap ve kökleriyle birlikte renkli kâğıttan kesebilen bir Türk var. Bunu o kadar iyi yapardı ki hiçbir insan bu kesilmiş kâğıtları bahçelerde, tarlalarda yetişmiş ve kurutulmuş gerçek bitkilerden ayırtedemezdi.”

            Lubenau'nun Bursa'yı 1588 yılında ziyaret ettiği bilinmektedir. Bahsettiği sanatçının “Fahri Bursavi” diğer adlandırılmasıyla “Bursalı Fahri” isimli, çok ünlü kat'ı sanatçısı olduğu bilinmektedir.

            Lubenau, İstanbul ve Bursa'daki yetenekli sanatçıların eserlerini toplayıp Avrupa'ya götürdüğünü söylemektedir. Bugün Avrupa'nın değişik ülkelerinde müzeler, kütüphaneler ve üniversitelerde sergilenmektedirler. Bu eserleri Lubenau'nun götürdüğünü biliyoruz. Lubenau'nun ve beraber geldiği heyetin Osmanlı İmparatorluğunda geçirdiği uzun sürede daha birçok şeyi toplayıp götürdüğü ve başka Avrulapı heyetlerin de aynı şeyi yaptığını bilmekteyiz.

Kaatı Sanatı Örneği 3

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 3

            Londra British Library'de sergilenen bu iki eser Osmanlı Kat'ı sanatının ulaştığı kaliteyi göstermektedir.

            Yaklaşık aynı tarihlerde Alman İmparatoru 2. Rudolf (1572-1612) Türk el sanatlarına olan ilgisi nedeniyle özellikle Kat'ı eserleri satın alarak toplatmış ve önemli bir koleksiyon sahibi olmuştur. Bu eserler de halen Avrupa'nın birçok yerinde sergilenmektedir. Bu dönemlerde Avrupa'da tanınmaya başlayan “Türk El Sanatları” özellikle Kat'ı sanatı çok beğenilmiş ve benzeri yapılmaya başlamıştır. Zaten tüm dünyaya yayılması da bundan sonra gerçekleşmiştir.

            Osmanlı imparatorluğunda yaşayan sanatçılara eserler üretmeye devam etmektedirler. 18. yüzyılda yapıldığı bilinen, “Mehmet Selim Divanı” içindeki üç Kat’ı kompozisyonu ve teknikleri açısından son derece başarılı eserlerdir. Çok çeşitli çiçeğin gerçekçi bir şekilde yapıldığı bu Katı’larda yapraklar yalın kat kesme yapılmasına rağmen gül ve karanfil gibi çiçeklerin yaprakları çokça kesilip uygun oranlarla üst üste yapıştırılarak adeta üçüncü boyut kazandırılmıştır. (Filiz Çağman, A.g.e.).

Kaatı Sanatı Örneği 4

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 4

            Kat'ı ile yaratılan bir başka bahçe manzarası da Topkapı Sarayı Müzesinde saklanan, bir yazı takımı kutusu üzerinde yer almaktadır. Dönemin bilim adamı olan Cambaz zade Osman'ın eserinde, içinden dere akan, sık ağaçlar ve çiçeklerle dolu, ağaçların üzerinde kuşlar, aşağıdaki derede ise balıklar, ördekler görülür. (Filiz Çağman, A.g.e.).

Kaatı Sanatı Örneği 5Kaatı Sanatı Örneği 6

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 5Kaatı Sanatı Örneği 6

            18. yüzyılda yaşayan çok önemli bir sanatçı da “Derviş Hasan Eyyubi” dir. Bektaş mevlevihanesine bağlı dervişlerdendir. Bilinen tek eseri Topkapı Sarayı Müzesinde saklanan, üç Kat'ı süslemeli yazı takımı kutularından biridir ve çok başarılı, gerçekçi Kat'ı tekniği ile yapılan üç boyutlu bir eserdir. 1977 yılında yazdığı makalede bu yazı takımlarını inceleyen Prof Günsel Renda bu çalışmaları üç boyutlu Kat'ı olarak tanımlamaktadır.

            Sanatçı, eserinde kâğıttan başka hiçbir malzeme kullanmadığı için, gerçek Kat'ı çalışmasıdır. Diğer iki yazı takımı kutusu üzerindeki süslemeler kâğıttan başka, örneğin sedef, fildişi gibi malzemeler kullanıldığı için gerçek Kat'ı değillerdir. (Gülbün Mesara, A.g.e).

Kaatı Sanatı Örneği 7

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 7

            Prof. Günsel Renda “Bu kutuların üzerindeki üç boyutlu kompozisyonlar, tekniğin bütün güçlüğüne rağmen üstün bir resim üslubunun ürünleri sayılmalıdır.” diye devam etmektedir.

            O dönemlerde değişik sanat dalarında faaliyet gösteren müsavvir (ressam), müzehhip (tezhipçi), mücellit (ciltci), hattatlar ve kattalar (kâğıt, deri oymacıları) sanat erbabından sayılırlardı. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde bu sanatçılar için şu bilgileri vermektedir.

            “Oymacı esnafı dokuz dükkân yirmi adam pirleri Şair Hasan oğlu Abrurrahmandır. Peygamberin soyundan Kasım'ın sütkardeşidir. Bunlar Hezarefen çelebi gibi marifetleri olan kimselerdir ki, oydukları eser sihir gibidir. Oymalar kitapların içinde kutsal ruh gibi saklanır. Törenlerde bu sanatçılarda tahtırevanlar üzerinde makas ile oyma oyarak ve kağıt üzerine yapıştırarak geçerler.” diye anlatmaktadır.

            Bu sanatın en önemli isimleri Abdullah Kaat'ı, Efşancı Mehmed, Bursalı Fahri, Nakşi Mahmut, El Gaznevi, Derviş Hasan Eyyubi, Halazade Mehmed, Cambazzade Osman, Mıgırdıç Melkon.

Kaatı Sanatı Örneği 8Kaatı Sanatı Örneği 9

 

 

 

 

 

Kaatı Sanatı Örneği 8Kaatı Sanatı Örneği 9

            Yüzyıllarca çok güzel eserler veren sanat, ne yazık ki 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren gerilemeye 19. yüzyılın sonlarında yok olmaya başlamıştır. Osmanlı imparatorluğunun ekonomik, sosyal ve askeri yönden sıkıntıya düşmesi, sanatçılara verilen desteğin bitmesi bu sonucu doğurmuştur.

            19. yüzyılın İzmirli sanatçılar Hayyim Abulafia, Yasef Abulafia, David Algra İstanbul'da Vahdet'i Osman Rıfkı gibi sanatçılar, bu sanatı yaşatmaya çalışmışlarsa da yok olmasına engel olamamışlardır.

            1940'lı yıllarda Prof. Dr. Süheyl Ünver'in kişisel çabaları ve uzun süren araştırmaları sayesinde Kat'ı sanatı ülkemize yeniden kazandırılmıştır. Kat'ı sanatını bizzat yaymaya ve gelecek nesillere aktarılsın diye öğretmeye başlamıştır. Kızı Gülbün Mesare, gelini Dürdane Ünver, öğrencilerinden Azade Akar gibi sanatçılar da klasik erkek-dişi oyma kat'ı tekniğini günümüze taşımışlardır.

            Daha önce sözünü ettiğimiz gibi Türk El Sanatlarının örmeklerinin Avrupa'ya taşındığı yıllardan sonra Kat'ı sanatı tüm Avrupa ülkelerinde tanınmış ve çok sevilmiştir. Tüm ülkelerde kırsal alanlara kadar yayılmış, öyleki genç kızların çeyizlerinde mutlaka bir kat'ı eseri olması geleneği olmuştur.

            Kat'ı çalışmaları İngilizcede “paperfiligre”, ”paper cut”, “silhoutte-cutting”, Almancada “silhoutten kuust”, “scherenschnitt”, Fransızcada “Lart de la silhoutte”, “decoupage”, Farsçada “Efşan”, Arapçada “Kaat'ı”, Ukrayna'da “Vytynark”, Polonya'da “Wycinanki”, Hindistan'da “Sanjih”, Çin'de “Jianzhi” vs diye adlandırılmaktadır. Kat'ı nın Avrupa’daki sanatçıları, ülkelerini kültür ve sosyal yaşamlarına göre sanatı yorumlamışlar, mitoloji, günlük yaşam biçimleri, dini inanç ve gelenekleri, düğün, ölüm, doğum gibi ritüeller ve sonuçda hayatın içindeki her şeyi bu sanat aracılığıyla anlatmış ve canlandırmışlardır. Daha sonraları üç boyutlu uygulamalarında başlayacağı kat'ı tüm Avrupa ve daha sonra dünyada çok önemli bir sanat haline gelmiştir.

            Bu sanat Osmanlı imparatorluğundan yayılmasına rağmen, tüm dünyada neredeyse halka mal olmuş, ancak Osmanlıda sayılı sanatçılar ve destekleyicilerinin pek dışına çıkamamıştır. Herhalde araştırılıp tartışılması gerekir.

            1700'lü yılların başlarında Fransa, Hollanda, bugünkü İsviçre, İtalya ve başka ülkelerde Osmanlıdaki uygulamalara kıyasla çok kaba denebilecek üç boyutlu kâğıt kesme örnekleri görülmüştür. Genellikle evlerin duvarlarını süslemek için kâğıt, karton gibi unsurlarla üç boyut efektleri oluşturmuşlardır. Fransızların tarifi güzeldir; “İki boyutlu baskılardan üç boyutlu görüntü oluşturma sanatıdır ve bu sanata Avrupa ve bütün dünyada “ Papertole veya 3-D dekupaj olarak adlandırılmıştır.

            Sanat başlangıcında mobilyalara gömülmek için uygulanmış ve korumak için üzerine 15-20 kat vernik sürülmüştür. Bugün dünyada yapılan papertolelerin üzerine vernik sürülmesi herhalde o günlerden kalma bir adettir. Osmanlıda bu yoktur. Ayrıca Osmanlı sanatları ve bizim yaptığımız üç boyutlu eserler o kadar ince detaylara sahiptir ki vernik uygulamak mümkün değildir ve güzel olmaz.

            Avrupa ve dünyanın diğer ülkelerinde yapılan papertoleler genellikle ele alınan resimdeki unsur defalarca aynı ölçüde kesilerek, detaylar ihmal edilerek aralıklarla yapıştırılarak yapılmaktadır. Örneğin bir insanın, hayvanın vücudu veya kafası defalarca üst üste bazen sekiz-dokuz kez yapıştırılıyor ve bunun üç boyutlu olduğuna inanılıyor. Ancak bunun dışında dünyada bize yakın, çok başarılı papertole sanatçıları olduğunu ve bu sanatçıların eserlerini internette görüyoruz. Avrupalılar kat'ı yı ve üç boyutlu sanatı Osmanlıdan alıp iyi ve kötü uygulamalarını yapmışlarsa da, bugün ülkemize Maalesef kötü örnekleri geri gelmiş ve hızla yayılmıştır. Bunun önüne geçmek, gerçek üç boyutlu kat'ı yı tekrar kazandırmak için uğraşıyoruz ve öğretmenler yetiştirmeye gayret ediyoruz.

            Bugün bütün dünyada, papertole kurs ve okulları, sertifika veren enstitüleri ve yarışmaları vardır.

            Bu güzel sanatı yapanlar elde ettikleri eserlerle kendilerini sanatsal olarak ödüllendirmektedirler. Yaratıcılık, yoğun bir konsantrasyonla sıkıntılardan kopmak, mutluluk duymak bu sanatın insanlara kazandırdıklarındandır.

            “Üç Boyutlu Kat'ı sanatı 1930'larda Amerika'nın can damarı oldu. Büyük ekonomik bunalımın etkisiyle tam bir çöküşe uğrayan Amerikan toplumuna devlet tarafından olumlu bir uğraş olarak tavsiye edildi ve depresyonların atlatılmasına yardımcı oldu. Bu sanat o tarihlerden itibaren bu ülkede en yenilikçi ve gelişmiş halini aldı.”

            “Düz kesimlerin, belirli aralıklarla yapıştırılması yerine, her unsurun kendi gerçek şekline göre bitirilerek, ayrı ayrı yapılıp bunların gerçek perspektifle bir araya getirilip tamamlanmaları gerekir. İki kategori arasında büyük fark vardır.”

            “Resmi oluşturan sanatçı, belirli alanları vurgulamak ve insan gözünün 3-D efekti algılaması için hileli bir ışık kaynağı sağlamak amacıyla lak (vernik) kullanabilir. Vernik, katmanlarına göre ışığı sürekli farklı yansıtacağından, bir kameranın lensinin aynı etki karşısında sürekli diyagram değiştirmesi gibi insan göz merceği de aynı çalışır. Bu nedenle vernikli bir resme bakan gözlemcinin gözleri değişik katmanlardaki katların etkisiyle daha fazla 3-D efekti hissedecek ve gözü kandırılmış olacaktır.” (internet: Wellcome to C&G's Creations-Adivision of Hamilton Paranormal.) Dolayısıyla bizim uygulamamız olan verniksiz tablolar gerçek üç boyutlu kat'ı dır.

            1700'lü yıllarda Avrupa da ve özellikle Fransa'da çok popüler olan bu sanat her ilgilenen için bir sanatsal çalışma olması gerekmemektedir. Uğraşanlar için öncelikle bir mutluluk kaynağı olmaktadır ve her uğraşan için bir sanatsal kaygı olması gerekmemektedir. Ancak bazıları bu noktaya ulaşabilir.

2013 © Tüm Hakları Ertuğrul & Kâmile ÖZKASNAKLI' ya Aittir.                    Design by AfkYazılım